Köylü Amcıklar – 58. Bölüm

Aslında Gülşen hanımı direkt domaltıp sikmek istiyordum. Ama kadın fantaziye takmıştı. Ben de sırf biraz fantaziye benzesin diye ellerini bağlayıp öyle sikmeyi düşünüyordum. Gerçi biraz yavan bir ‘Fantazi’ olacaktı, ama şu anda aklıma başka birşey gelmiyordu.

“Tamam, yapalım aşkım!” deyip, Gülşen hanımın meraklı bakışları eşliğinde yataktan indim. Dolapları açıp baktım. Ellerini bağlamak için birşeyler arıyordum. Askının birinde Elçin’in ipek Şal koleksiyonunu buldum. Ellerini bağlamak için hangisinin uygun olacağını bilmediğimden askıyı olduğu gibi çıkardım dolaptan. Gülşen hanım, “Hmmm, anladım, gözlerimi bağlayacaksın!” deyip sinsice gülümsedi. “Aynen öyle yapacağım aşkım!” dedim. Oysa o söyleyene kadar aklımın ucundan geçmemişti.

Yatağa geldiğimde, Gülşen hanım heyecanla, “Ee, anlatmayacakmısın fantazini?” dedi. Ne anlatabilirdim ki, ortada herhangi bir fantazi yoktu. “Anlatırsam sürprizi kaçar aşkım!” dedim.

Gülşen hanım, “Sürprizleri severim, ama en azından, neredeyiz, sen kimsin, ben kimim, bunları anlat! Mesela: İşyerindemiyiz, patronummusun? Muayenehanedemiyiz, jinekoloğummusun? Saunadamıyız, masörümmüsün? Okuldamıyız, öğretmenimmisin? Plajda tanışan turistlermiyiz? Pikniktemiyiz, apartmandan komşumuzmusun? En azından bu gibi şeyleri paylaşırsan fantazine daha kolay adapte olurum, öyle değil mi aşkım?” dedi.

Dervişin fikri ne ise, zikri de odur. Gülşen hanımın bu verdiği örnekler kendi fantazilerinin dışa vurumlarıydı. Ayrıca bu örneklerin biri bende jetonu düşürmüş ve anlatabileceğim bir fantazinin oluşmasını sağlamıştı. “Haklısın aşkım!” dedim ve biraz da Gülşen hanımı istediğim doğrultuda yönlendirebileceğim detaylara girerek anlatmaya başladım…

“Yatılı Kız Kolejinde ben Biyoloji öğretmeniyim. Sen de çok akıllı, fakat bir okadar da şimarık ve azgın bir öğrencisin. Aklın fikrin sekste. Argo seviyorsun. Tenefüslerde bazen kulak misafiri oluyorum, diğer kızlarla sohbet ederken hep amlı götlü, sikli yaraklı, emmeli gömmeli konuşuyorsun…”

“Tüm derslerden yüksek puanlar alırken, sırf benim ilgimi çekmek için Biyoloji sınavından zayıf alıyorsun. Benim nöbetçi olduğum o haftasonunda kızların hepsi ailelerinin yanına gidiyor. Sen ise gitmeyip odanda Biyoloji çalışacağını söylüyorsun ve benden gelip kurtarma sınavı yapmamı istiyorsun…”

“Anlaştığımız gibi odana geliyorum…” dediğimde, Gülşen hanım, “Ve beni mastürbasyon yaparken yakalayıp cezalandırıyorsun, değil mi aşkım?” dedi. Yine benim aklımda olmayan birşey söylemişti. “Aynen öyle aşkım!” dedim ve küçük bir senaryo değişikliği ile anlatmaya devam ettim… “Odanın kapısını tıklayıp içeri girdiğimin farkında değilsin. Gözlerini yummuşsun, benim ismimi sayıklayarak hummalı bir şekilde mastürbasyon yapıyorsun…” dediğimde, Gülşen hanım, “Tamam aşkım, bu kadarı benim için yeterli, gerisini anlatma, gerisi sürpriz olsun!” dedi.

Nihayet icraata başlayacağımız için sevinmiştim. Ama Gülşen hanım, “Hadi sen şimdi giyin ve odadan çık, kapıyı kapat, 5 dakika falan sonra kapıyı tıklayıp tekrar gel!” dedi. İçimden bastım küfürü. Kadının fantazi takıntısı yüzünden bir türlü sikiş aşamasına geçememiştik, Mehter takımı gibi her iki adımda bir duraklayıp öyle ilerliyorduk.

Bazı kadınları sikebilmek için önce beyinlerini sikmek gerektiğini biliyordum. Yani önce beyinlerinin Orgazm olması gerekiyordu. Demek ki bunun da beyni fantazi ile Orgazm oluyordu. “Tamam aşkım!” deyip, giyindim ve çıktım odadan, kapıyı kapattım.

Koridorda biraz bekledim, ama bu bekleyiş sanki bir Asır sürdü. Bu arada yarağım da sertliğini kaybetmişti. Odadan inleme sesleri gelince kapıyı tıklayıp açtım. Gülşen hanım fantaziyi mümkün olduğunca gerçeğe yakın yaşayabilmek için elinden geleni yapmıştı.

Eteğini giymiş, gömleğini giymiş, ama gömleğin sadece ortadaki iki düğmesini iliklemişti. Sutyen takmamış, külodunu ise çıkarmıştı. Saçlarını Tavşan kulakları gibi ortadan ikiye ayırıp, diplerinden lastik toka ile bağlamıştı. Bu hali ile şimarık Kolej kızlarına benzemiş ve çok sexy olmuştu.

Gülşen hanım ayrıca Elçin’in ‘Oyuncak’ çekmecesini de keşfetmişti. Amındaki hariç, yatağın üzerinde farklı ebatlarda birkaç tane Dildo daha vardı. En uygun Dildoyu seçmekte zorlanmış olmalıydı. Gözleri yumuktu ve durmaksızın, “Ohhhh, Harunnnn, aşkımmm, sikicimmm, erkeğimmm… Geçir yarağını amıma, ohhhh… Sik beni…” diye inleyerek amındaki Dildoyu hummalı bir şekilde sokup çıkarıyordu…

Biraz önce ben fantaziyi anlatırken, onu mastürbasyon yaparken yakalayınca telefonumla kaydeceğimi de söyleyecektim, ama (Gerisi sürpriz olsun!) diyerek anlattırmamıştı. Kaydetmek için telefonumu açtığımda, yine birsürü mesaj ve cevapsız aramalar vardı. Böyle bir anda kimin aradığına, kimin ne mesaj gönderdiğine bakacak değildim. Önce birkaç resim çektim, ardından da video kaydına geçtim. Okadar tahrik ediciydi ki, yarağım da yeniden sertleşmiş, kazık gibi olmuştu…

Beni asıl hayrete düşüren şey ise Gülşen hanımın inlemeleri arasında ettiği laflardı. “Yarağına oturt beni!”, “Yarağına anten yap beni!”, “Yarağının kurma kolu olayım!”, “Memleketime doğru domalt beni!”, “Osurta osurta sik beni!”, “Amımı dizlerime indir!” gibi, kendisinden hiç beklemediğim şeyler söylüyordu. Anlaşılan kapanan Basireti tekrar açılmıştı…

Epey bir süre sokup çıkardıktan sonra elindeki Dildoyu bıraktı ve amını deli gibi sıvazlamaya başladı. Halen gözleri yumuktu, halen ismimi sayıklayıp inlemeye, Argo konuşmaya devam ediyordu. Bazen amını sıvzalamaya ara veriyor, klitorisini iki parmağı arasına alıp eziyor, klitorisine birkaç şaplak atıyor, sonra yeniden sıvazlıyordu amını…

Yarım saate yakın sürdü mastürbasyonu. Sonunda inlemeleri gibi elinin hareketleri de en yüksek devrini buldu ve tüm vücudu kasılmaya başladı. Birinden hırsını çıkarır gibi dişlerini sıkmıştı. Burnundan kesik kesik nefes alıp vererek, çırpına çırpına Orgazm oluyordu…

Sakinleşip gözlerini açtığında ben de video kaydına son verdim. Gülşen hanım elimde telefonu görünce şaşırmış olsa da rolüne devam etti. Sinsice gülümseyerek, “Hocam açıklayabilirim…” deyip bacaklarını birleştirdi, eteğini düzeltti. Ona telefonumu gösterip, “Açıklanacak bir durum yok, herşey apaçık! Bu görüntüleri okul idaresine ve ailene göstermek zorundayım! Bu davranışından dolayı okuldan atılabilirsin!” dedim.

Gülşen hanım yataktan indi ve koluma yapışıp, “Ne olur göstermeyin hocam… Beni siz cezalandırın… Vereceğiniz her cezaya razıyım hocam…” diye yalvarmaya başladı. “Pekala!” deyip yatağın kenarına oturdum ve Gülşen hanımı dizlerime, göbeği yarağımın üstüne gelecek şekilde yatırdım…

Eteğini sırtına toplayıp, götünü okşadım, yoğurdum biraz. Götünün yanaklarını ayırınca, kapkara göt deliği de hafiften açılıyordu. Göt deliğinin nefes alıp verir gibi açılıp kapanmasını bıkmadan usanmadan izleyebilirdim. Manzaranın tadını çıkara çıkara götünün yanaklarını ayırıp birleştirmeye devam ettim bir süre. Bir yandan da, acaba götünü hiç siktirdi mi diye düşünüyordum…

Gülşen hanım bana akıl verircesine, “Götümü tokatlamayı düşünmüyorsunuz değil mi hocam? Ne olur tokatlamayın!” dedi. Yani tam tersini yapmamı istiyordu. “Kes sesini orospu!” deyip götüne şaplağı yapıştırdım. Gülşen hanım kıkırdayarak, “Ayyy, çok acıyor, yapmayın hocam!” dedikçe, “Sus orospu, itiraz istemiyorum!” deyip vurdum götünün yanaklarına…

Bembeyaz göt yanakları kıpkırmızı olmuş, elimin izleri çıkmış, Gülşen hanımın artık kıkırdaması ve sesi kesilmişti. Canı çok yanmış olmalıydı. Yere indirip halının üstüne diz çöktürdüm. Gözlerinden birkaç damla yaş akmıştı ve zoraki gülümsemeye çalışıyordu. Şalın birisiyle gözlerini bağladım. Gözleri bağlanınca kurbanlık koyuna benzemişti…

Çırılçıplak soyundum ve Gülşen hanımın önüne dikildim. Taşaklarımı ve yarağımı yüzüne sürtünce, kıkırdayarak, “Aman hocam ne yapıyorsunuz? Yarağınız mı bu? Ağzımı mı sikeceksiniz yoksa?” dedi. “Şşşttt, konuşma orospu!” deyip yarağımın başını dudaklarına sürtüp, dudakları aralanınca da ağzına verdim. Ve yavaş yavaş sikmeye başladım ağzını…

Bir ara, gözetleniyormuşuz hissine kapıldım. Villada bizden başka kimse olmadığı için yatakodasının kapısını kapatma gereği duymamıştım. Acaba Elçin mi geldi diye düşündüm, ama öyle olsa arabasının sesini duyardım. Elçin’den başka da kimse gelemeyeceğine göre telaşlanmaya gerek yoktu. Yine de huylanmıştım, emin olmak için koridora bakıp geldim. Kapıyı özellikle kapatmadım, yatakodasından koridoru görebileyim diye. Arada sırada göz ucuyla koridoru keserek Gülşen hanımın ağzını sikmeye devam ettim…

Yarağımı ağzına biraz fazla sokunca Gülşen hanım öğürüyor, aksırıyor, tıksırıyor ve eliyle yarağımın gövdesini tutup daha çok sokmamı engellemeye çalışıyordu. Bu da beni sinir ediyordu. Yarağımı ağzından çektiğimde bitti sanıp rahatlamıştı. Ama bitmemişti. Ellerini sırtında birleştirip, bir başka Şal ile de bileklerinden bağladım. Ve önüne dikilip yarağımı yeniden verdim ağzına.

O anda nedense aklıma Şaheste’nin kahvaltı masasında beni göt edişi geldi. O davranışının acısını sanki annesinden çıkarırcasına Gülşen hanımının saçlarını ellerime doladım. Ve aksırıp tıksırmasına aldırış etmeden, amcık siker gibi sikmeye başladım ağzını. Salya sümük çenesinden akıyor, gömleğine ve göğüslerine damlıyordu…

Fantazinin bir parçasıymış gibi, onun kendi laflarına biraz da ben ekleyerek, “Yarrağımın anteni!” , “Yarrağımın kurma kolu!” , “Seni memleketine doğru domaltıp sikeceğim orospu!” , “Amını dizlerine indireceğim!” , “Osurta osurta sikeceğim!” , “Amcık ağızlı orospu!” , “Yarrak hastası kahpe!” diye resmen küfür ediyordum. Ama aslında bu küfürlerin gerçek adresi Şaheste idi…

Gülşen hanımın ağzını sikmekten müthiş zevk alsam da, bir süre sonra yarağımı çektim ağzından, biraz daha devam etsem boşalacaktım. Amını sikmeden boşalmak istemiyordum. Gülşen hanımın pozisyonunu değiştirdim. Halen dizleri halının üzerindeydi, ama belden yukarısını yatağa yapıştırmıştım…

Eteğini sırtına topladığımda, Gülşen hanım kıkırdayarak, “Niyetiniz ne hocam, şimdi de amımı mı sikeceksiniz yoksa?” dedi. Ne yapacağımı dikte eder gibi konuşmasına sinir olmaya başlamıştım. Götünün yanağına sertçe bir tokat attım ve “Kes sesini orospu! Gıkını çıkarma!” dedim. Konuşmasını engellemek için de külodunu ağzına tıkadım. Ama bu sefer de Ahraz gibi boğuk sesler çıkarmaya ve kıpraşmaya başladı.

Az öncesine kadar amını sikmeyi düşünüyordum, ama fikrimi değiştirip götünü sikmeye karar verdim. Götünün deliğine okkalı bir tükürük bıraktım. Yarağımın başını götüne dayayıp sokacağımda yeniden kıpraşmaya ve birtakım sesler çıkarmaya başladı. Sinirlenmiştim, götünün yanaklarına birer tokat daha yapıştırdım. Yarağımı götüne sokmayı bir kez daha denedim, fakat Gülşen hanım kendini kasıyordu…

Elçin’i tost yaparken kullandığımız, siyah küçük şişedeki kaydırıcı geldi aklıma. Çekmeceden şişeyi alırken diğer oyuncaklara da bir göz attım. Zevk toplarını görünce onları da aldım. İpe dizili, Pinpon topu büyüklüğünde 3 tane parlak metal toptan oluşuyordu bu oyuncak ve göte sokmak için kullanılıyordu. Son toptan sonra da (götten geri çıkarırken tutmak için) büyük bir halka vardı…

Şişeden göt deliğine biraz kaydırıcı döküp, parmaklarımla yedirdim. Sonra da topları sırayla götüne soktum. İlkini götüne alırken zorlandıysa da, ikinci ve üçüncü topları alması nispeten kolay oldu. Biraz bekledikten sonra halkadan tutup asılmaya başladım. Topları götüne sokarken kaydedememiştim, ama çıkarırken video olarak kaydettim…

Bu işlemi defalarca tekrarladım. O anda Gülşen hanımın ne hissettiği umurumda değildi. Toplar girip çıkarken göt deliğinin esnemesini izlemeye bayılıyordum. Ayrıca birazdan götünü sikerken işimi kolaylaştıracaktı bu işlem. Kaydırıcıdan biraz daha döküp göt deliğine yedirdim ve topları bir kez daha soktum götüne. Bu sefer topları içinde biraz daha uzun bekletip öyle çıkaracaktım, esnemiş büzük kasları biraz kendine gelsin diye.

Yağlanan elimi silmek için makyaj masasından kağıt mendil almaya gittiğimde, aynadaki yansıma dikkatimi çekti. Koridorda bizi röntgenleyen birisi vardı…

[Harun]

2 thoughts on “Köylü Amcıklar – 58. Bölüm

Bir Cevap Yazın